Evrim Rızvanoğlu: Yapılmak İstenen Altın Madeni Projesi Kırşehir’in Bağrına Saplanmak İstenen Bir Hançerdir

14.01.2026

Cumhuriyet Halk Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, bugün Kırşehir’de bir dizi program gerçekleştirdi. Ziyaretlere CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, CHP Kırşehir İl Başkanı Şeref Baran Genç ve Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu eşlik etti. Kırşehir’de yapılmak istenen madene karşı maden ruhsat alanı ve Seyfe Gölü’nde yerinde incelemeler yapıldı. Rızvanoğlu ve beraberindeki heyet, Karahıdır, Dalakçı, Karacaören ve Çimeli köylerini ziyaret ederek proje nedeniyle doğrudan etki altında kalacak köylerde yaşayan vatandaşlarla bir araya geldi.

Genel Başkan Yardımcısı Rızvanoğlu, Kırşehir programına İl Başkanlığında yapılan karşılama ve değerlendirme toplantısı ile başladı. CHP örgütü ile gerçekleştirilen toplantıda kentin karşı karşıya bulunduğu çevresel tehditler ve madencilik baskısı üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. İl Başkanlığındaki görüşmelerin ardından heyet, Kırşehir Belediyesini ziyaret ederek Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu ile bir araya geldi. Belediyenin sürece dair hukuki ve idari girişimleri hakkında bilgi alındı.

Ruhsat Sahasında ve Seyfe Gölü’nde Saha İncelemesi

Ardından CHP heyeti, yapılmak istenen altın madeni projesinin ruhsat sahasında incelemelerde bulundu. Maden alanının 5.855 hektarlık büyüklüğü, meraların yok edilmesi, 650 hektarın üzerinde ekili alan kaybı, hayvancılığa darbe ve zorunlu göç riski heyet tarafından yerinde değerlendirildi.

Heyet, gölün mevcut su kaybını ve kuruma riskini; planlanan madencilik faaliyetlerinin yaratacağı toz, titreşim, atık ve kimyasal yükü bütüncül biçimde değerlendirdi.

Madenden Etkilenecek Köylere Ziyaret

Rızvanoğlu ve beraberindeki heyet, Karahıdır, Dalakçı, Karacaören ve Çimeli köylerini ziyaret ederek proje nedeniyle doğrudan etki altında kalacak köylerde yaşayan vatandaşlarla bir araya geldi. Üreticilerin ve köylülerin kaygıları dinlendi; su kaynaklarının azalması, meraların kaybı ve geçim korkusu bire bir aktarıldı.

Kent Konseyi ve Sivil Toplum Buluşması

Programın devamında Kent Konseyi’nde sivil toplum kuruluşlarıyla geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Çevre savunucuları, uzmanlar ve yurttaşlar maden projesine yönelik hukuki mücadeleyi, ÇED süreçlerindeki eksiklikleri ve toplumsal dayanışmayı değerlendirdi.

Saha çalışmaları ve istişarelerin ardından Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, kamuoyuna yönelik kapsamlı bir açıklama yaptı. Basın açıklamasında konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Kırşehir’de planlanan altın madeni projesini sert sözlerle eleştirdi. Rızvanoğlu açıklamasında şunları ifade etti:

“Kırşehir’in Bağrına Bir Hançer Saplanmak İsteniyor, Bu Hançerin Adı Altın Madeni”

Rızvanoğlu, daha önce Çevre Bakanlığı İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu süreçlerinde Kırşehir halkı ile birlikte olduklarını hatırlatarak, bu kez yaşanacak yıkımı yerinde görmek, konuşmak ve dinlemek için sahada olduklarını belirtti.

Heyetin Kent Konseyi, sivil toplum temsilcileri, Seyfe Gölü ve maden ruhsat alanında yürüttüğü incelemelere değinen Rızvanoğlu: “Bu proje yalnızca toprağı değil; tarımı, suyu, hayvancılığı, geçimi ve geleceği hedef alıyor. Bu bir yatırım değil, bir çevre sürgünü hazırlığıdır.” dedi.

Rızvanoğlu, “süper izin” adıyla bilinen düzenlemelerin Türkiye’yi tarım alanı, mera ve sulak alan ayrımı gözetmeksizin baştan başa bir ruhsat sahasına dönüştürdüğünü, maden projelerinin artık bilimsel ve kamusal denetimden kaçırıldığını vurguladı.

Açıklamasında madenin ekonomik ve sosyal etkilerini dile getiren Rızvanoğlu, 5.855 hektarlık ruhsat alanının sekiz bin futbol sahası büyüklüğünde olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu:

“Bu proje hayata geçerse en az 650 hektar tarım alanı yok olacak, meralar talan edilecek, küçükbaş hayvancılık yarı yarıya düşecek. Bu yalnızca ekonomik kayıp değil; her biri bir aile, bir işletme, bir yaşam demektir.”

“En Büyük Risk Su Üzerinedir”

Altın madeni faaliyeti ile Kırşehir’in su güvenliğinin doğrudan tehdit altında olacağını belirten Rızvanoğlu: “Yeraltı suyu zaten yetmiyor. DSİ yeni kuyu açamıyor, mevcut arıtma tesisi su bulunamadığı için kapasitesini dolduramıyor. Hal böyleyken madene su tahsis etmek, Kırşehir’in geleceğini kuraklığa mahkûm etmek demektir. Yetmiyor. Maden için su bulunsun diye gözler Kırıkkale’deki Kapulukaya Barajı’na dikiliyor. Kızılırmak Havzasından endüstriyel amaçlı su tahsisi kapalı. Evet TÜPRAŞ’a tahsis edilen bir durum var ama devredilmesi yasak. Yasak demişken, kağıt üzerinde yasak, pratikte “bir şey olmaz” denilerek zorlanan bir hukuksuzluk tablosu var. Kızılırmak yalnız Kırşehir’in değil, Ankara’nın da suyudur. Kızılırmak’ı besleyen derelerden sızacak bir kirlilik sadece bu ovada kalmayacak- Kızılırmak havzasından su alan tüm kentleri etkileyecek. Buradan sormak istiyorum: Devlet sahip çıkmazsa kim sahip çıkacak Kırşehir’in suyuna? dedi.

“Seyfe Gölü Çöküşün Eşiğinde”

Rızvanoğlu konuşmasında Ramsar koruması altındaki Seyfe Gölü’nü özel olarak vurguladı:

“Bugün bile su kaybı yaşayan göl, patlatmalarla, tozla, kimyasalla ölümüne sürüklenecek. Göçmen kuşlar atık havuzlarına konmaya başlayacak; göç yolları ölüm yollarına dönüşecek.”

Yılda 552 patlatmanın ve günde dört bin kamyon hareketinin planlandığını ifade eden Rızvanoğlu, bunun Kırşehir’in yaşam alanlarını paramparça edecek bir takvim olduğunu belirtti.

“Bu Proje Halkın İradesine Rağmen Dayatılıyor”

Rızvanoğlu, Kırşehir Belediyesinin süreç dışına itilmek istenmesine rağmen hukuki mücadeleyi kararlılıkla yürüttüğünü söyledi. Kent Konseyi, parti örgütü, milletvekili ve sivil toplumun omuz omuza hareket ettiğini vurguladı.

“Toprak kaybı, suyun yok oluşu, üretimin çöküşü, göç baskısı, Seyfe Gölü’nün ölümü, Kızılırmak Havzasının riske atılması… Bütün bilimsel veriler bu riskleri gösteriyor. Ve bir gerçek var: Kırşehir halkı bu madeni istemiyor.”

Rızvanoğlu 2500 imzanın toplandığını hatırlattı ve hukuki girişimlerin devam ettiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz bu madeni istemiyoruz. Bilimi, hukuku ve kamu yararını savunuyoruz. Bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Kırşehir’in suyuna, toprağına, tarımına, hayvancılığına ve çocuklarının yarınlarına hep birlikte sahip çıkıyoruz. Kırşehir halkı yalnız değildir, Kırşehir sahipsiz değildir. Kırşehir ruhsatlara teslim olmayacaktır.”


Benzer Haberler